|
BAŞKENT’İN
GAZETESİ |
|
|||||||||||||||||||||||||
|
EŞİTLİK VE DEMOKRASİYE İNANAN KADIN ERKEK
HERKESE SESLENİYORUZ: Biz, Türkiye’nin
son yıllarda gerçekleştirdiği yasal reform süreçlerinde aktif olarak
çalışmış, yeni Türk Medeni Kanunu ve yeni Türk Ceza Kanunu’nun insan haklarını
ve eşitliği içeren metinler olarak ortaya çıkmasında yoğun emeği geçmiş kadın
örgütleri olarak, mevcut Anayasa’nın 10. Maddesi’nin iptalinin ve Anayasa
taslağında bunun yerine önerilen 9. Madde ile yapılan değişikliğin HİÇ BİR
ŞEKİLDE kabul edilemez olduğunu; kazanılmış haklarımızın hazırlanan Anayasa
taslağı ile elimizden alınmasına izin vermeyeceğimizi, kadın erkek eşitliği
konusunda mevcut anayasa ile ulaştığımız noktadan geri adım atmayacağımızı
kamuoyuna duyuruyoruz. Bizler; kadınlara ve erkeklere hak ve fırsat eşitliği
sağlayan, insanlar arasında cinsiyet, cinsel yönelim ve medeni hal sebebiyle
ayrımcılık yapmayan bir Anayasa talep ediyoruz. 2004 yılında
Türkiye’deki bağımsız kadın hareketinin çabalarıyla Anayasa’nın 10. Maddesine
eklenen “Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu
eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür” ibaresinin taslak
Anayasa’dan çıkartıldığını üzülerek görüyoruz. Mevcut Anayasa’mızda var
olan “kadın erkek eşittir” ibaresinin Anayasa’dan çıkartılması, her
surette geriye doğru bir adım olacaktır. Kadın-erkek eşitliğini açıkça
düzenleyen bir maddenin KAPSAMININ GENİŞLETİLMESİ GEREKİRKEN iptal
edilmesi hiçbir şekilde gerekçelendirilemez. Ayrıca 9. Madde’nin
3. fıkrasında yazıldığı gibi “kadınlar,” “çocuklar, yaşlılar ve engelliler” ile
birlikte “özel suretle korunmaya muhtaç bir kesim” değil, ülke
nüfusunun yarısını oluşturan ve hayatın her alanında fırsat eşitliğini hak
eden BİREYLERDİR, vatandaşlardır. “Özel suretle korunmaya muhtaç kesimler”
ifadesinin kadınları da içerecek biçimde kullanımı uzun yıllar önce
uluslararası literatürden kaldırılmış, 1993
tarihli Birleşmiş Milletler Viyana Deklarasyonu ile de kadın haklarının
insan hakları olduğu evrensel olarak kabul görmüştür. Anayasa’nın görevi,
cinsiyet temelli doğrudan ve dolaylı her türlü ayrımcılığı yasaklamak ve
kadınların en temel insan haklarından faydalanabilmeleri için fırsat eşitliği
sağlamaktır. Türkiye’de kadın erkek eşitliğinin hem yasalar tarafından
garanti altına alınması hem de uygulamada gerçek ve eksiksiz eşitliğin
sağlanması için Anayasa’nın “Kanun Önünde Eşitlik” maddesinin SONUÇLARDA
EŞİTLİĞİ, FİİLİ EŞİTLİĞİ SAĞLAYACAK ŞEKİLDE düzenlenmesini talep
ediyoruz: Anayasa taslağının 9. maddesi Ülke nüfusunun
yarısını oluşturan kadınları “pozitif ayrımcılık yapıyoruz” görüntüsü
altında, erkeklerin korumasına muhtaç bir konuma indirgemektedir.
Demokrasi ve laiklik için asıl tehlike budur. Bugüne dek verdiği mücadeleler
ile kendini Türkiye ve dünya kamuoyuna kanıtlamış olan Türkiye kadın hareketi
bu tür bir düzenlemeyi asla ve asla kabul etmeyecektir. Bu tür bir
cinsiyetçi hukuk anlayışına, şiddetle itiraz ediyoruz. Devletin ve
anayasaların görevi, yarısı kadın, yarısı erkek olan yurttaşlar arasındaki
eşitsizliği ortadan kaldırmaktır. Birini, diğerine Anayasa zoruyla bağımlı
kılmaya çalışmak değil. Kadın örgütleri olarak Anayasa taslağının
9. maddesi konusunda ortak önerimiz aşağıdaki gibidir: Herkes dil, ırk,
renk, etnik köken, cinsiyet, cinsel yönelim, siyasi düşünce, felsefi inanç,
din, mezhep, medeni hal ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun
önünde eşittir. Kadınlara karşı
doğrudan ve dolaylı, her türden cinsiyet ayrımcılığı yasaktır. Kadınlar ve
erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, kadın erkek eşitliğinin fiilen hayata
geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Kadınların ve erkeklerin hayatın her
alanında fırsat ve uygulama eşitliğine sahip olması hedefine ulaşılana kadar,
devlet bu fiili eşitliğin sağlanması için kota dahil
hukuksal ve kurumsal geçici ve özel önlemler alır. Bu önlemler bir ayrım
olarak mütalaa edilmez. Bu haliyle
mevcut 10. Madde korunacak, ancak tam eşitlik için şart olan ve Türkiye’nin
uluslararası sözleşmelerdeki yükümlülüklerini yerine getirmesi açısından da
ivedilik taşıyan 2 ekleme yapılmak suretiyle tamamlanacaktır. Birinci ekleme
ile “cinsel yönelim” ve “medeni hal” temelinde ayrımcılık yasaklanarak tam
eşitlikçi bir Anayasa yolunda büyük bir adım atılmış olacaktır. İkinci ekleme
ile, Türkiye’nin 1985 yılında onaylamış olduğu
Birleşmiş Milletler Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi
(CEDAW) gereği, kadın-erkek eşitliğini fiilen sağlamaya yönelik “geçici özel önlemler”in yasalarımızda yer almasına yönelik
YÜKÜMLÜLÜĞÜMÜZ yerine getirilmiş olacaktır. Türkiye’nin B.M.
CEDAW Komitesi tarafından Ocak 2005’de gözden geçirilmesini takiben, BM’nin
Türkiye’ye yönelik Sonuç Görüşleri’nin 29. 30. ve 42. paragraflarında da
bu konuya yer verilmektedir. Komite, Türkiye’deki geleneksel kalıplar ve
ataerkil tutumlardan kaygı duyulduğunu ve Anayasa’nın eşitlik maddesinin
hayata geçirilmesi için özel önlemler dahil
devletin her türlü uygulamayı yapması gerektiğini vurgulamıştır. Mevcut
Anayasa’nın 90. Maddesi’nde düzenlenen “Türkiye’nin imzaladığı uluslararası
sözleşmelerin üstünlüğü ilkesi” uyarınca CEDAW’un
ulusal mevzuatın üstünde görülmesi gerekir. “SİVİL”
ANAYASA ÇALIŞMALARI KATILIMCI VE SİVİL OLMALIDIR ANAYASA KADIN PLATFORMU GİRİŞİMİ olarak
Türkiye’nin “sivil” anayasa tartışmaları içinde olmasını önemsiyoruz. Ancak,
yürütülen sürecin şeffaflık, katılımcılık ve daha özgürlükçü bir Anayasa
hazırlanması üzerine örgütlenmesi, asla ve asla aceleye getirilmemesi
gerektiğini düşünüyoruz. Sivil Anayasa hazırlanmasının öznelerinden
biri olarak sivil toplum kuruluşlarının bu sürece katılımını, bütün sürecin
de tartışmaya açılmasını talep ediyoruz. Yeni Anayasa Taslağının
hazırlanmasına kadınların, eşit oranda ve aktif olarak katılımı sağlanmalı
diyoruz. Özetle: AKP Hükümeti’nin bir grup
akademisyene hazırlattığı ve kamuoyuna yansıttığı taslağa dair bizim kadınlar
olarak ciddi endişelerimiz var. Hükümet partisi olan AKP’nin kendi
görüşlerini de eklediği bir taslak henüz kamuoyuna yansımadı. Yeni Meclis
döneminin başladığı bir anda, tarihsel bir noktadayız. Kadınlar olarak
AKP’den ve hükümetten, halkın önüne alelacele bir taslak koymaktansa, önce
ilgili tüm kesimleri dinleyip, taleplerine kulak verip, bu şekilde
oluşturacak bir taslağı kamuoyu önünde tartışmaya açmasını talep ediyoruz. Kısaca, TASLAĞI BİRLİKTE OLUŞTURMAYI
öneriyoruz. Saygılarımızla. ANAYASA KADIN PLATFORMU GİRİŞİMİ |